 |
Sosyal Sermaye Aktif
Değerlerin Toplamıdır
Bütün sosyal ilişkilerin temeli güvendir. Böylece
insanların çatışmasız, korkusuz ve kaygısız yaşamaları mümkün
olur. Güven duygusunun zayıf olduğu şirketlerde çalışanların
enerjisi dedikodulu, kaygılı senaryolara gider. Buna karşılık
yüksek güven, çalışanlar arasında yaratıcılık ve işbirliği
doğmasına imkan verir. Güveni oluşturmak için en büyük rol iş
liderlerine düşer. İş liderlerinin özü sözü bir, güven
duyulmaya layık olması, kendisi açık olduğu gibi aynı zamanda
açıklığı cesaretlendirmesi, sanal ortamın güven için bir
tehdit oluşturduğunu farketmesi gerekir.
Prof. Dr. Acar Baltaş
Sosyal sermaye son yıllarda, en az bilgi sermayesi kadar
dikkat çeken konuların başında gelmektedir. Sosyal sermaye,
insanlar arasındaki güven, karşılıklı anlayış, paylaşılan
değer ve davranışlar gibi aktif değerlerin toplamıdır. Bunlar
insanlar ve topluluklar arasında bir ilişki ağı oluşturarak
işbirliğini mümkün kılar. Sosyal sermaye bir şirketin amacına
ulaşmak için, bireylerin tek tek gösterecekleri çabadan daha
fazlasının ortaya çıkmasına imkan sağlar. Sosyal sermaye bir
anlamda insanlar arasındaki boşluğu dolduran bir köprü
gibidir.
Her ne kadar serbest çalışma düzenleri, sanal çalışma
ortamları ve tek kişilik şirketler son yıllarda yaygınlık
kazanmışsa da, insanların sosyal bir çevre içinde takdir
görmek, yardımlaşmak ve bir kuruma ait olmak gibi çok temel
ihtiyaçları vardır.
Günümüzde bir çok popüler yönetim teorisi, insanlar arasındaki
ilişkileri bir yana bırakarak süreçler ve teknolojiye
odaklanmış durumdadır. Birçok şirkette son derece etkili
süreçler parayla satın alınabilecek en gelişmiş teknoloji
olmasına rağmen, yıkıcı rekabet, dedikodu, şüphe ve çok sayıda
iş terki başarısızlığın sebebidir. Bu şirketlerde eksik olan
sosyal sermaye eksikliğidir.
Bir şirketin başarılı olması diğer somut konulara yatırım
yapıldığı gibi, sosyal sermaye gibi soyut alana yatırım
yapılmasına bağlıdır.
Sosyal sermaye bir kuruluşta aşağıdaki konularda gelişime
bağlıdır.
- Bilgi paylaşmanın önemli olduğu ve paylaşılan ortak
amaçların ancak güven temeli üzerine oturtmak.
- Şirket ruhu yaratarak işlemlerin maliyetini düşürmek
- İşten ayrılmaları azaltmak, işe alım ve başlangıç
eğitim masraflarını düşürmek
- Şirketteki devamlılık nedeniyle daha büyük bir uyum
yaratmak
Sosyal Sermaye Erozyonu
Günümüzde şirketler hızla değişen iş koşullarına kendilerini
uydurmak için kendi organizasyonlarını ve süreçlerini
değiştirmektedir. Şirketler değişen iş koşullarında başarılı
olmak için ortaklık, birleşme, satın alma ve satılma
yollarıyla ürün ve hizmetlerini daha rekabet edilebilir duruma
getirmeye çalışmaktadır. Bütün bu değişiklikler, hızlı büyüme
ya da küçülme, sosyal sermayenin aşınması anlamına
gelmektedir. Ya büyüme yoluyla birbiriyle çalışmaya hazır
olmayan çalışanlar bir araya gelmekte, ya da küçülme nedeniyle
işini kaybedenler, çalışmaya devam edenlerin güvenini
sarsmaktadır.
Sosyal Sermaye Ne Değildir?
Sosyal sermaye şirket içindeki merkezlerin birbirleriyle “cici
çocuklar olarak güzel güzel” çalışması demek değildir. Benzer
şekilde sosyal sermaye, çalışanların birbirlerine özel
hayatlarının ayrıntılarını anlatarak, özel dostluklar kurarak
iş ve özel hayatın sınırlarını ortadan kaldırmaları da
değildir.
Hafta sonlarında açık alan etkinlikleri, şirket piknikleri ve
tek oturumluk sosyal etkinlikler katılanları eğlendirir,
çocukluk günlerine geri götürür, ancak sosyal sermayenin
oluşmasına katkıda bulunmaz. Bu aktiviteler hem kısa
sürdükleri hem de işle ilgili olmadıkları için sosyal sermaye
oluşturmaz. Çünkü açık alan etkinliğinde yere düşen birini
kaldırmak, işin akışı içinde zor durumda olan birine yardım
etmeyi gerektirmez.
Karşılıklı Bağımlılık
Bir kişinin işiyle ilgili her şeyi bildiği ve kendi başına
kendi işini yaparak şirket için başarılı sayıldığı dönem
çoktan geride kaldı. Her bireyin işini daha iyi yapabilmek
için başkalarına, her bölümün şirket amaçlarına katkıda
bulunabilmek için diğer bölümlerin katkılarına ihtiyacı var.
Bunun adı karşılıklı bağımlılıktır. Büyük resmin bütününü
görmeden atılacak her adım şirketi rekabette zor duruma
sokabilir. Birçok büyük şirkette çalışanlardan beklenen, yan
odadakilerle değil, başka şehirde ya da şehrin başka yerindeki
binalarda çalışanlarla işbirliği ve eşgüdüm içinde
olmalarıdır.
Sonuç
Toplam kalite yönetimi, ISO standartları gibi şirketlerin
belirledikleri birçok konuda başarısızlık yaşamasının
arkasındaki neden, bu süreçleri düzenlemenin yeterli
olmamasıdır. Başarısızlık nedenlerinin %80’ininin insanlardan
ve insan ilişkilerinden kaynaklandığı görülmüştür.
Bütün sosyal ilişkilerin temeli güvendir. Böylece insanların
çatışmasız, korkusuz ve kaygısız yaşamaları mümkün olur. Güven
duygusunun zayıf olduğu şirketlerde çalışanların enerjisi
dedikodulu, kaygılı senaryolara gider. Buna karşılık yüksek
güven, çalışanlar arasında yaratıcılık ve işbirliği doğmasına
imkan verir. Güveni oluşturmak için en büyük rol iş
liderlerine düşer. İş liderlerinin özü sözü bir, güven
duyulmaya layık olması, kendisi açık olduğu gibi aynı zamanda
açıklığı cesaretlendirmesi, sanal ortamın güven için bir
tehdit oluşturduğunu farketmesi gerekir. Kısacası, şirket
içindeki sosyal sermayenin bir şirketin en değerli
varlıklarından biri olduğunu kabullenmesi ve buna gereken
yatırımı yapması gerekir.
|