GÜVEN FARK YARATIR
Güven, insan hayatında yemek ve içmekten hemen sonra,
cinsellikten önce gelecek kadar temel bir ihtiyaçtır.
Gerek iş hayatında, gerek sosyal hayatta gerekse kişinin
eşi veya partneriyle kurduğu en mahrem ilişkide,
ilişkinin kalitesini, güven belirler.
Prof. Dr. Acar Baltaş
İŞ ORTAMINDA GÜVEN
Güven soyut ve elle tutulamayan bir kavram (intangible)
olmasına rağmen, son derece somut ve maddi (tangible)
sonuçlar verir. Güvensizliğin gerçekten yıkıcı bir
maliyeti vardır. Buna karşılık güvenin varlığı işleri
hızlandırır. Dolayısıyla maliyetleri düşürür. Bunu şu
şekilde bir formülle ifade edebiliriz.
Güven ↓ Hız
↓ = Maliyet
↑
Güven ↑ Hız
↑ = Maliyet
↓
1994 yılından bu yana yaptığımız Ekip Oluşturma ve
Geliştirme seminerlerinde, önemini en çok vurguladığımız
ancak 3 günlük bir seminer süreci içinde istediğimiz
ölçüde özümsenmesinde en çok zorluk çektiğimiz kavram,
güven olmuştur. Çünkü güven duygusunun temeli hayatın
ilk beş yılında atılır. Daha sonra kişinin yaşantılarına
bağlı olarak hayat karşısındaki şeklini alır.
İngilizcede güven duygusunu çeşitli ilişki biçimleri
içinde karşılayan ondan fazla kelime vardır:
• TRUST
• CONFIDENCE
• ASSURANCE
• RELIABILITY
• RELIANCE
• SECURITY
• DEPENDABILITY
• SAFETY
• CREDIBILITY
• TO COUNT ON
• TO RELLY ON
TDK sözlüğünde güven; korku, çekinme ve kuşku duymadan
inanma ve bağlanma duygusu olarak tanımlanır.
İş hayatından gruplarla yaptığım toplantılarda “Güven
nedir?” diye sorduğumda çok kere ahlaki boyuta ilişkin
tanım ve değerlendirmeler alıyorum. Bunu üzerine “Kimin
ipiyle kuyuya inersiniz?” sorusunu sorduğumda ahlaki
boyutun ötesine geçmek mümkün oluyor. Çünkü konunun hem
“inanmaya” dayanan ahlaki boyutu, hem de yetkinliklerden
kaynaklanan (confidence) boyutu ortaya çıkmaktadır.
GÜVEN’İN TEMELLERİ
İş hayatında güvenin üç temele dayandığına inanıyorum.
Bir ortamda güvenin varlığı şu üç duygunun yaşanmasına
başlıdır;
• Birbirine karşı savunma ihtiyacı hissetmemek
• Verdiği bilginin kendine karşı kullanılmayacağını
bilmek
• Yara alma korkusu taşımamak
İş yerlerinde birçok, çalışan nezaket ve kibarlık zırhı
ile diğerlerini kendilerinden uzak tutarlar. Böylece
görünürde çatışma olmaz ve herkes birbiriyle iyi geçinir
gibi gözükür. Çünkü yolunda gitmeyen işler için kimse
kimseden hesap sormaz ve kimse de hesap vermek
mecburiyetinde kalmaz. Bu tür birçok çalışan
toplantılarda fikrini söylemez, ancak alınan kararlara
katkıda bulunmak için çaba da göstermez. Çünkü
hoşlanılmayan bir kararla ilgili arkadan konuşmak hem
rahat hem kolaydır. Başkalarının hatalarını konuşmak
kişinin yüreğini yelpazeler ve kişiye üstünlük duygusu
verir.
Güven eksikliği başlıca dört nedene dayanır:
• Beceri eksikliği
• İlişki kurma yetersizliği
• Yardım istemekten kaçınma
• Hata yapma korkusu
Güven, sesli veya sessiz bir söz verme ve taahhüttür.
Güvendiğimiz insanlara kendimizi teslim ederiz. Bu
nedenle kurumsal değişim programlarında, bu değişime
öncülük edecek yöneticilerin, çalışanların güvenini
kazanmış olmaları esastır. Böyle bir güven ortamı
yaratılmadan girişilen değişim programlarının sonucu
hayal kırıklığı doğurur ve herkesin ağzında acı bir tat
kalır.
GÜVEN’İN BOYUTLARI
Güven duygusunun üç boyutu vardır:
• Kendine güven duymak
• Güvenilir olmak
• Başkalarına güven duymak
Kendine güven duymak: Kişi kendi niyetini ve
gayretini, doğru olduğuna inandığı değerler üstüne
oturtursa; çıkarının zarar gördüğü veya böyle bir
ihtimalin söz konusu durumlarda, bu değerlerden kolayca
ödün vermezse, başkalarından önce kendi gözünde değer
kazanır.
Türk kültüründeki, “Kişiyi nasıl bilirsin? Kendin gibi…”
sözü bunun en güzel örneğidir.
Güvenilir olmak: Güven duygusu söz konusu olduğu
zaman ilk aklımıza gelen, başkalarına güvenmektir.
Seminerlerimizde çok defa, “Karşımdakine güvenmek
istiyorum ama bakalım o bu güvene layık mı? Bunu
bilmeden nasıl güvenebilirim?” sözünü duyarız. Oysa bu,
ilişkileri çıkmaza sürükleyen bir yaklaşımdır. Karşıdaki
kişinin de benzer eğilimde olması ise, ilişkiyi iyice
kilitler. Çünkü güven bir taahhüttür.
Başkalarına güven duymak: Yaptığımız
uygulamalarda son derece somut bir gözlemimiz olmuştu.
Bunu daha iyi anlatabilmek için konuyu bir ölçüde
şematik olarak anlatmak istiyorum. Bazı kişiler hayata
şöyle yaklaşıyor. : “Ben karşılaştığım insana 10
üzerinden 10 vererek başlarım, daha sonra herkes kendi
yerini alır.” Diğer bazıları ise : “Ben karşılaştığım
her insana 10 üzerinden 0 vererek başlarım, daha sonra
herkes kendi yerini alır.” Bazıları da ilişkiye “beş”
vererek başlamayı tercih ediyorlar.
Hiç şüphesiz her birimiz bu kadar net olmasa da,
tanımadığımız veya az tanıdığımız insanlarla
ilişkilerimizle 3 ile 7 arasında bir değer vererek
başlıyor ve sürdürüyoruz.
GÜVENE DAYALI İLİŞKİLER
İş hayatında güven duygusunu gerçekten barındıran
ekiplerde şu dört özellik görülür:
• Ekip amaçları için zorlamak (hesap sormak ve hesap
vermek accountability)
• Deneyimleri paylaşmak
• Ortak heyecan duymak
• Birbirini tanımak ve kabullenmek
Daha önce de belirtildiği gibi, güven bir ilişki içinde
sesli veya sessiz bir söz vermek ve taahhütte bulunmak
ve bunun arkasında durmaktır. İş hayatında sık rastlanan
bir durum, bir çok kişinin, söz verdiklerini ve taahhüt
ettiği “koşullar değişti” gerekçesiyle, avantajlı
olduğuna inandığı durumlarda, yerine getirmekten
kaçınmak ve bunun doğru olduğuna inanmaktır. Bu durumda
kişi, belki kısa vadede istediğini elde eder ve “Ne
kazandığını bilir”, ancak uzun vadede “Ne kaybettiğini
hiçbir zaman öğrenemez. Böyle insanlar, anlaşmaların
yoruma açık ifadelerin arkasına saklanarak çıkarlarını
korumakla ilgili temel inanç sistemlerine sahiptir.
Ancak unutmamak gerekir ki bazı şeyler kanuna uygun,
ancak ahlaka aykırı olabilir. Eşini veya yetişkin kızını
çıkar karşılığı bir başkasına sunmanın, yasalara aykırı
bir yanı yoktur. Ancak bu ahlaken kabul edilmez bir
davranıştır. Bu nedenle, Solomon ve Flores’e göre güven
“bilinçli bir tutarlılıktır” ve samimiyet, sahicilik,
dürüstlük, erdem ve onurla birlikte var olur.
Durumu işine geldiği gibi yorumlamakla yalan söylemek
arasında bir fark yoktur. Bunlar “güven”in en büyük
düşmanıdır. Buna karşılık kişisel olarak çıkarlarına
aykırı bile olsa doğruyu söylemek, güvenin var olmasına
ve yaşamasına imkân verir.
Güveni sürdürmek, verdiği sözü tutmak ve doğruluktan
ayrılmamak gerekir. Böylece hayat boyu bozulmayacak
sağlam bir ilişkinin temeli atılmış olur.
GÜVEN VE KURALLAR
Bir kurumda güven eksikliğinin en önemli göstergesi, iş
yerindeki kuralların çokluğudur. Güvensizliğin temel
nedeni, insanların bencilliği ve gözlemledikleri
takdirde işin kolayına kaçacakları konusundaki temel
kabuldür. Bu her türlü ilişki için geçerlidir. Türkiye
de Devlet vatandaşına güvenmediği için her türlü işlemi
bir dizi belge, imza ve mühüre bağlanmıştır. Yasal
olmayan işler yapmak isteyenler için bu engeli aşmak çok
kolaydır. Ancak esas güçlüğü doğru iş yapmak isteyenler
yaşar. Bir kadının yalnız anlarında mutlaka yanlış bir
şey yapacağına inanan Taliban anlayışı, yanında erkek
olmayan kadının tek başına sokağa çıkmasına veya
S.Arabistan’da araba kullanmasına izin vermez. Gerçekte
ne kadar çok kural koyulursa, o işi veya ilişkiyi
yönetenler o ölçüde kendi kurallarının yarattıkları
sorunları çözmekle uğraşırlar.
Benzer şekilde iş hayatında da kurallar ne müşteri
memnuniyeti yaratır, ne de hizmet kalitesini yükseltir.
Kurallar sadece müşteri memnuniyetsizliğini azaltabilir
ve hizmet kalitesinin “vasat” düzeyde kalmasını sağlar.
Müşteri memnuniyeti yaratmak ve hizmet kalitelerini
beklemenin ötesine geçirme; çalışanlara güvenerek,
sorunla karşılaştıklarında onlara sorunu çözecek yetkiyi
vermekle mümkündür.
GÜVEN GELİŞTİRMEK
Gerek iş ortamında, gerek sosyal ortamlarda güven
geliştirmek için atılacak basit ve somut adımlar vardır.
Bu adımlar basit gibi gözükse de, hem bireylerin temel
alışkanlıklarını hem de ilişkinin dinamiği içindeki
döngüleri değiştirmeyi göze almalarını gerektirir.
• Ortamda bulunmayanın hakkını koruyarak
• İlgi göstererek
• Vaatleri ve verilen sözleri yerine getirerek
gerçekleşir.
Birçok kuruluşun kapısında değerleri yazılıdır. Çok kere
çalışanların gün içinde defalarca önünden geçtikleri
ancak sorulduğu zaman hatırlayamadıkları bu değerlerin
yerine ben şu üç basit ilkeyi basit harflerle, altındaki
notu da küçük harflerle yazmayı öneriyorum:
• Biz burada ortamda bulunmayanın hakkını koruruz
• Birbirimize insan olarak ilgi gösteririz
• Verdiğimiz sözleri tutarız.
Bu nedenle dedikodu yapanı bir kere uyarırız ve
dinlemeyiz, ikincisinde ise lanetler ve aforoz ederiz.
Son derece basit olarak ifade edilmiş ve ayrıntılardan
arındırılmış bu koşulların sağlanması, güvenin
oluşturulması ve devamlı kılınması için esastır. Bunun
için ekip liderinin sorumluluk üstlenmesi ve bu konuya
zaman ve enerji vermesi gerekir.
Ancak bu yatırım karşılığını fazlası ile geri öder.
Özellikle değişim ve yeniden yapılanma dönemlerinde buna
çok ihtiyaç vardır.
Bir liderin delege edemeyeceği iki konu vardır.
Bunlardan birincisi performans değerlendirmesi ikincisi
çalışma ortamında güven oluşturulması. Bu nedenle
günümüzde müşteriler, tedarikçiler ve çalışanlar
arasında güvene dayalı bir ilişki oluşturmak,
geliştirmek, yaygınlaştırıp genişletmek bir liderin en
önemli görevidir.